19 Ocak 2013 Cumartesi

"Bir Yerde"

ancak izleyebildim filmi. oldukça ilginç buldum. aldığım notlar şöyle:

- yemek masasının üstünde, sürekli açık bir televizyon..
- ve bir adam.. Chance.. şöyle bir adam:

  • en büyük zevki bahçeyle ve çiçeklerle ilgilenmek olan
  • klasik müzik dinleyen
  • çizgi film seyretmeyi seven
  • hayatında hiç evden dışarı çıkmamış
  • otomobile binmemiş
  • nasıl imza atıldığını bilmeyen
  • "taşınmak" ne demek anlamayan
  • saatin ne olduğunu, nasıl söyleneceğini bilmeyen
  • nereye giderse gitsin yanında uzaktan kumanda taşıyan
  • hiçbir şeyin televizyondan daha çok ilgisini çekmediği bir adam.. 
Chance için, söz konusu TV olunca, diğer diğer hiçbir şeyin önemi kalmıyor. Dahası, bildiği her şey TV'de öğrendiklerinden oluşuyor. Toplumsal davranış kurallarından tutun nasıl puro içileceğine kadar.. 
Bir gün bir vesileyle insanların arasına karışmak zorunda kalınca başlıyor hikaye.. [anlatmıyorum, hala izlemeyenler varsa, merak edip izlerler:) ] 

Yalnız şu noktayı belirteyim: Chance, kendisine sorulan her soruyu doğru yanıtlamasına rağmen, insanlarla olan iletişimi hep yanlış ilerliyor. Onun söyledikleri ve söylemek istedikleri, hep başka açılardan yorumlanıyor. Herkes, kendi hayat algısına, kendi çevresel faktörlerine göre algılıyor. İletişim hep kopuk, hep eksik.. Mesela, bahçe bakımıyla, çiçeklerle ilgili söylediği basit ve somut şeyler, insanlar tarafından kompleks ve soyut düşünceler şeklinde yorumlanıyor. Benzer şekilde, onun çocuksu halleri "doğallık", bildiği her şeyi söylemesi "dürüstlük" olarak algılanıyor. 

Film, iletişimdeki kopuklukları ve bunların muhtemel nedenlerini gözler önüne sermesi bakımından izlenmeye değer. 


-VE- 
Filmden ilgimi çeken bazı alıntılar:

"Amerika'da beyaz ol yeter, istediğini alırsın."

"Toplum yaşamında pek az insan, gazete okumama cesaretine sahip olabiliyor."

"Hayat, aklın geçirdiği bir evredir."  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder